bölüm1: Gerçeklik Kalemi
Ercüment gözlerini açtığında güzel bir rüyadan uyanmıştı. Gördüğü şey o kadar karmaşık, o kadar tuhaf ve etkileyiciydi ki zihninde beliren ilk düşünce “Bunu yazmalıyım!” oldu. Gelecekte ünlü bir yazar olma hayali kuruyordu. Zaten birkaç hikayesini arkadaşlarına okutmuş, olumlu geri dönüşler bile almıştı. Ama bu rüya… bu başkaydı. Belki de dönüm noktası buydu. Harika bir eser ortaya koyabilir, insanların sevgisini kazanabilir, filmleri çekilebilir… hatta çocukluktan beri içten içe beslediği saçma ama büyüleyici bir fanteziyi bile gerçekleştirebilirdi: Kendi tarikatını kurmak.
Kendi inançlarını yaşayan, soylu bir kral gibi ölen ve ardından binlerce yıl methiyeler dizilen, heykelleri dikilen bir figüre dönüşmek… Fikir aklını iyice kurcalarken kendi kendine mırıldandı:
“Rüyadan uyandım ve yeni bir rüyaya dalıyorum. Al sana varoluşsal bir ikilem.”
Gözlerini açtı. Odanın tavanı her sabah gördüğü tavanla birebir aynıydı. Gerçi lambanın hatırladığından biraz daha aşağıda sallandığını fark etti ama çok da önemsemedi. Sonuçta bazen bir şeyler eskisinden farklı gözükebilirdi.
Tek hamlede doğrulup yatağın kenarına oturduğunda bir gariplik fark etti: Terlikleri yer değiştirmişti. Sol ayağı sağ terliğin içindeydi.
“Bu ne şimdi? Düşük prodüksiyonlu bir şaka mı bu?”
Eğilip terlikleri eline aldı… ve o an bir şey daha dikkatini çekti: İkisi de sağ tekti.
Beyninde bir alarm çaldı. “Ne haltlar dönüyor lan burada?” diye düşündü. Son altı yıldır tek başına yaşıyordu. Evine son gelen misafir, dört gün önce “görüşürüz” deyip ortadan kaybolan bir hayat kadınıydı.
Sağ tekini ayağına geçirdi, diğer ayağını çıplak bıraktı ve tuvalete gitmek için koridora çıktı. Gözleri yarı kapalıydı, uyku sersemiydi ama bu evde yıllardır yaşadığı için her köşesini ezbere biliyordu. Önüne bile bakmadan yürümeye başladı.
“Birinci adım, ikinci adım, kısa üçüncü adım… Ve kısa beş adım daha. Şimdi sağa dön—”
BAM!
Suratı duvara öyle bir çarptı ki sabahın sersemliği, düpedüz beyin sarsıntısına dönüştü.
“Sikeyim, bu ne lan?!”
Gözlerini ovuştururken karşısındaki duvara gözü takıldı. Çerçeveli bir poster vardı. Çarpmanın etkisiyle camı çatlamıştı.
Gerçeklik Kalemi
Yazılmış olan her şeyin gerçeği.
Yazar: Ercüment Tapın
Ercüment afalladı. “Bu ismi kesin ben de böyle koyardım da… Ben bunu ne zaman yazdım lan?!?!”
Ağzından çıkan kelimeler, bir anda fiziksel nesnelere dönüşüp odanın içinde uçuşmaya başladı.